GÜNEŞİ UYANDIRALIM ÖZET – 1

Posted by Fatos on Mar-25-2011

güneşi uyandıralım

Zeze, “şeker portakalı” nda fakir bir ailenin dört çocuğundan biri iken bu kitapta zengin bir aileye evlatlık verilmiş olarak karşımızdadır.  Zeze dindar bir okula giden, akşamları piyano çalıp, derslerine çalışıp erkenden yatan, iyi evlat olmak için elinden geleni yapan bir çocuktur. Tabi hayalleri asla son bulmaz. Bir gece yatmadan önce odasının içini bir ışık sarar. Işığın yatağının ucundaki kurbağadan geldiğini görür. Aslında kurbağalardan korkmasına rağmen bu Adam adlı kurbağa ile iletişim kurar. Kurbağa kendisine yardım için geldiğini, bundan sonra kalbinde yaşayacağını söyler. Zeze korkarak da olsa Adam’ın göğsünden içeri girip kalbini yemesine ve orada yaşayıp kendisine kılavuzluk etmesine izin verir. Adam ve Zeze düşünce yolu ile kendi içlerinde iletişim kurabilmektedir artık.

Zeze okulda çok başarılı fakat bir o kadar da yaramaz bir çocuktur. Pederlerin bir kısmı onu çok sevip kollarken, bir kısmı da sık sık ceza verir. Zeze en çok peder Felicano (yalnız kaldıklarında  Zeze ona Fayolle diye seslenmektedir) yu sever. Fayolle, Zeze’ yi pek sevip ona inanan hayalleriyle alay etmeyen aynı zamanda Zeze’ nin en sevdiği kişidir. Fayolle Zeze’ye “ ŞÜŞ” diye seslenir.

Zeze’nin günü kahvaltıdan önce yarım saat piyano, sonra okula gidinceye kadar yirmi dakika daha piyano, öğlende yemekten önce kırk dakika piyano sonra okula dönüştür. Ödevlerini hep etütlerde yapmaktadır. Saat beş buçukta eve dönmekte, bir duş almakta ve temiz giysilerini giymekte, akşam yemeğine kadar yine piyano çalmaktadır. Kısaca oyun saatinde köpeği Tulu ile oynar. Sonra annesinin sesi du­yulur.. Piyano çalmak onun için çok sıkıcıdır. Babasının denize gitmeye karar verdiği pazarları iple çekmektedir.  Zeze yirmi dakikalık yüzme süresini sonuna kadar kullanır. Yemekten sonra karnesi istenir, notlar iyidir.

Sonra “Günah çıkarıp, şaraplı ekmeği yedin mi?” sorusu gelir. Bir suçu olup olmadığının araştırılmasından sonra sinemaya gitmesi için izin verilir. “Carlos Goes sinemasına git.” emrini alır.

Zeze afişlere bakarken Maurice Chevalier’in oynadığı “Bir Aşk Delisi” adlı filmi görür. Adam’ın da cesaretlendirmesiyle Zeze o filme gider. Filmden sonra evde kimse bir şeyden şüphelenmez. Zeze Adam’a Maurice gibi bir baba istediğini ve kendisine bu konuda yardım etmesini söyler.

Zeze’nin bir dostu da kendisini sık sık ziyarete gelen(tabi ki hayali) Maurice’tir. Bir oyuncu olan Maurice rolünü bitirdikten sonra pencereden ya da duvarlardan geçerek Zeze’nin odasına girer ve o uyuyana kadar onunla sohbet eder. Zeze ‘ye göre iyi bir baba ancak Maurice gibi olabilirdi.

Bir gün evin hizmetçisi Dadada Zeze’nin kapısını çalar, ancak karşılık alamadığı için içeri girer. Dadada inleyen ve gözleri kan çanağına dönen Zeze’yi görünce hemen annesine haber verir. Annesine göre Zeze gece pencere açık olarak uyumuş ve bademciklerini üşütmüştür. Ayinden dönen doktor baba zatürree olduğunu söyler ve ona iğne yapar. Zeze babasına bunun sebebinin zatürree değil, yüreğini yiyen bir kurbağa olduğunu söylese de inandıramaz. Bu arada Joaozinho adını verdiği piyano olmadan ve okula gitmeden bir hafta geçireceği için sevinmektedir. İlaçlar işe yarar ve bir süre sonra Zeze okula döner. Ve tabi yaramazlıklarına da. Noel yaklaşmıştır ve din dersi öğretmenlerinden bir tanesi sınıfa bir sürü küçük hediye ile girer. Bütün yıl gevezelik etmeden dersi dinleyenlerin kendilerine hediye almalarını ister. Öğrenciler birer ikişer hediyelerini alırlar. Sıra arkadaşı ve aynı zamanda komşusu olan Tarcisio da kalkıp hediyesini alınca Zeze de hediye almaya karar verir.  Çok konuşması ve yaramazlığıyla tanınan Zeze’nin ayağa kalkmasıyla sınıfta bir kahkaha kopar. Utanıp kızarmasına rağmen masaya kadar gider ve bir oyuncağa uzanır. Öğretmeninin “ konuşmadın mı Vasconcelos?” sorusu ile eli havada kalır. Cevabı çok güzeldir: “Tarcisio buna hak kazandığına göre neden bana da bir oyuncak verilmesin? O konuşmadığına göre ben kiminle konuşabilirdim?”.

 

Comments are closed.